Ahlak

Ahlak

     Neden? Neden bu kadar yoksun kaldık ahlak denen o güzel kavramdan? Bizi bu hale getiren nedir acaba? Bir bakın şöyle etrafınıza, biz bu muyuz? Bir akşam haber izlemek içimizi karartmaya yetiyor da artıyor bile. Şiddet, kin, nefret, öfke, hoşgörüsüzlük ve daha nice olumsuz şey. Ne ara bu kadar kötü, bu kadar nefret dolu bir toplum olduk? Bütün bunların yanında daha da kötüsü biz ahlakımızı kaybediyoruz. Gerek inanç yönünden gerekse insani bakımdan, ahlak en önemli değerlerimizden biri ve biz pek çoğu gibi bu kıymetli kavramı da yitirdik. Toplumların genel kültür, inanç ve geleneklerinden gelen yapısı sonucu, ahlaki bir yapı doğal olarak ortaya çıkar. Bu yapı üzerine kurulu bir düzen ve genel kaideler eşliğinde yaşam süreriz. Ahlak insanın temelde vicdanıyla alakalı bir durumdur. Sonuçta her insan vicdanının varlığı kadar ahlaklı olabilir.

     Temel düşünceler bir yana, aslında bu yazının ortaya çıkmasında en büyük etken, midemi bulandıran, her vicdanı kanatan ve gerçekten ahlakın temel olarak yok oluşunun ispatı olan bir konu; Pedofili.

     Kelimeyi kullanmak dahi kötü hissettirmeye yetiyor aslında. Bunun yanında yazmaya mecbur hissettiğimi de belirtmeliyim. İnancı, görüşü, duruşu ne olursa olsun vicdanı olan her insanı rahatsız etmeye yetecek bir sorun. En kısa sürede çözülmesi gereken çok bürük bir problem. Elbette eğitim bu konuda önemli bir etken olabilir ve temelde aileden de konuya hassasiyet gösterilmesi düşünülebilir. Fakat benim şahsi görüşüm bu konuda normalden çok daha katı ve sert. Bu vicdansızlığı, ahlak dışı bu insanlık suçunu en net biçimde durdurmak için caydırıcılık çok çok önemli bir nokta. İnsan hakları, hukuk diyerek suçları cezasız bırakmak yada yeterince cezalandırmamak insanlara cesaret verdi. En derinde bastırılmış ne kadar pis düşünce ve fikir varsa ortaya çıkma cüreti gösterdi. Sonuç olarak toplum ahlakını ve vicdanları paramparça eden olaylar. Vicdanları sağır eden sessiz çığlıklar. Çaresiz ve tek suçu çocuk olmak, var olmak, yaşamak olan masumlar. Elbette ceza tek başına yeterli değildir fakat ahlakı, vicdanı, merhameti olmayan bu canlı türlerine yönelik olarak gerçekten etkili olacağına inandığımız bedeller ödetilmeli. Ödetilmeli ki bir defa bu zalimliği yapan pişman olsun, yapmaya yeltenen, kendi arsızlığına rağmen olacaklardan korksun.

     Tabi ki topluma bu konuda çok iş düşmekte, insan yetiştirmeyi öğrenmekle başlayıp kendimizi yetiştirdikten sonra ahlaklı insanlar yetiştirmeye gayret etmeliyiz. Küçük yaştan itibaren nefis terbiyesi, inanç odaklı bir şekilde aşılanmalı, fakat inanç tek başına yeterli olmayacaktır. Çünkü konu inancın yeterli olmaktan uzak kaldığı bir seviyeye geldi. Rahipten Müezzine, öğretmenden esnafa vasfı önemli olmamakla beraber pek çok kişiliksiz, bu iğrenç olayı küçücük bedenlere reva görebilmektedir. Bu konunun bir kesime veya kitleye mal edilmesi söz konusu değildir. Konu vicdan, merhamet ve nefis temellidir. Genel toplum ahlakı, vicdan, merhamet genç yaşta temel alınacak kavramlar olarak öğretilmedikçe hep bir manevi his eksikliği yaşanacaktır. Elbette caydırıcı ceza sistemlerinin yanında insan odaklı bir yaklaşımla çözüm aranarak konuya daha çok hassasiyet gösterilmelidir.

     Son olarak tek başına inancın bu konuyu çözmeye yetmeyeceğini bilerek ve tekrar belirterek Amin Maaluf'un bir sözüyle yazıyı bitirmek istiyorum.

              "İnsanlar bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyacı kalmamış gibi davranıyor."

YORUMLAR

    Bu konuya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...

YORUM YAZ