Bilinçli Olmak

Bilinçli Olmak

   Bazen anlam veremediğimiz şeyler oluyor. Biz anlam veremediğimiz için de anlamsız olduklarına ikna oluyoruz. Peki işin aslı ne acaba?

   Mesele insanların ben merkezci yaşam biçimleri aslında. Gerek zaruri gerekse alışkanlık, yaşam biçimlerimiz karakterimizi şekillendirir. Bu şekillendirme haliyle olumlu veya olumsuz bir sonuç ortaya çıkararak bireylerin yaşamdan aldıklarını yaşama geri vermeleriyle bir döngü oluşturur. İşte bu döngü süreci bir yerde kırılmadığı sürece, içindeki her karakteri yaklaşık olarak aynı sonuca, yakın bir sisteme çeker. Bu sistem, elbette kesin olmayarak iyi olması iyi sonuçlar, kötü olması da kötü sonuçlar ortaya çıkarır. Bu düzlemde, karakteri ve bilinç gelişimi sorunlu olan, algı ve düşünce yetisinde de problemi olan ve gelişim sürecinde eksik kalan, anlayışı, bilinç yeteneği sınırlı bu karakterler verdikleri tepkilerle dikkat çeker. Bilinçsizce yapılan yorum ve düşünce, toplumca onay görmese de bu kişilerin sergilemeleri gayet doğal kalmaktadır. Bakınız, otistik çocukların okula alınmasına tepki gösteren kişilerde de bu konu göz önüne çıkmakta, yanlış yorumlarına ve kapıldıkları sabit düşünceler sonucunda, yaptıklarının doğru olduğu fikrini benimsedikleri ortada. Otistik bireylerin yaşam haklarını, onlarında birey oldukları gerçeğini görmezden gelmek elbette mümkün değil. Fakat bahsettiğimiz kişilerin bu bilinci almadıkları net olmakla birlikte, sonucun farklı olmasını beklemek mümkün değil zaten. Araştırmayan, okumayan, kendi fikrini ne olursa olsun kabul ettirmeye çalışan bu anlayış elbette sorunlu olduğunu kabul etmeyecektir. Temel olarak otizmin ne olduğunu bilmesine gerek yok, çünkü kulaktan dolma, kendi zihniyetinde bir kaç kişiden duyduğu şeyleri kendince yorumlayarak tepki göstermesi, onun açısından elbette doğal. Eğitimde temel olan bazı toplumsal konulara ağırlık vermek, bu konuları genç zihinlere aşılayarak bilinç seviyesi yüksek, araştırmaya ve yaptığı araştırmaları yorumlamaya elverişli bireyler yetiştirmek bir başlangıç olacaktır. Ayrıca yetişkinlere de bu konudaki eksiklikleri idrak ettirilerek farkındalık oluşturmak, bu tarz hareketlerin önüne geçmede etken olabilir. Yaklaşımları daha derinden ve etkili şekilde yaparak, her karakterin etkileneceği mesajlar verilmeli, gerek insanlık, gerek din, gerekse vicdan üzerinden konuya değinilmelidir. Empati kurmaları sağlanarak ne hissedildiğini anlatmaya çalışmak makul olacaktır. Genel ortalamada ağırlığı Müslüman olan bir ülkede bu konular çok rahat bir şekilde aşılması gerekirken, bu hale gelmesi elbette şaşırtıcı. Fakat anlayış ve yorum kabiliyetinden yoksun, empati kurabilme eksikliği bu hoşgörüsüzlüğü ortaya çıkarıyor. Yine de ümit etmek ve bu konu için bir şeyler yapmaya çalışmak vicdanen her insan olana borç kalmakta. İnancında yaratılanı yaratandan ötürü sevmek olan bir toplumda bu tarz vakalar haliyle üzücü. Fakat düzeltmek için gayret etmek mümkün ve hepimiz için elzem.

YORUMLAR

    Bu konuya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...

YORUM YAZ